Logo



Feride Hilal İmal 2020-06-16T00:00 Universal

Çekişmeli Boşanma Davası ve Boşanma Sebepleri


Türk Medeni Kanunumuzda iki türlü boşanma davası vardır bunlardan biri anlaşmalı boşanma diğeri ise çekişmeli boşanma davasıdır. Anlaşmalı boşanma, tarafların boşanma ve boşanmanın fer’i niteliğindeki velayet, nafaka, tazminat gibi tüm hususlarda anlaşarak boşanmaya karar verdikleri bir boşanma türü iken, çekişmeli boşanma tarafların, boşanma veya boşanmanın fer’i niteliğindeki velayet, nafaka veya tazminat gibi hususlardan en az birisi hususunda anlaşamadıkları ve kararın mahkeme tarafından verilmesi esasına dayalı boşanma davasıdır. Çekişmeli boşanma davasının yargılaması esnasında hâkim, boşanmak isteyen eşin boşanmak için mahkemeye sunduğu nedenlerin boşanmak için yeterli olup olmadığını, iddiaların ispat edilip edilmediğini değerlendirecek, tarafların boşanmasına karar vermesi halinde de talep halinde nafaka, velayet, çocukla kişisel ilişki, maddi ve manevi tazminat gibi konularda da değerlendirme yaparak karar vermek zorunda kalacaktır. Ayrıca hâkim, bunlarla birlikte talep halinde eşler arasındaki malların nasıl paylaştırılacağı ve ziynet eşyalarının veya bedelinin kadına iade edilip edilmeyeceğine yönelik de bir yargılama yapacak ve karar tesis edecektir.
Anlaşmalı boşanma için tarafların mahkemeye herhangi bir boşanma sebebi sunmalarına gerek yokken, çekişmeli boşanma davasında davayı açan eşin mutlaka bir boşanma sebebi ortaya koyması gerektiğini ifade etmiştik. Bu boşanma sebeplerinden bazıları kanunda sayılan özel boşanma sebepleri olup bunlar;

1.Zina, (TMK m. 161),
2. Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış (TMK m. 162),
3. Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme (TMK m. 163),
4. Terk (TMK m. 164),
5. Akıl Hastalığı (TMK m. 165) İken,
Genel boşanma sebepleri şiddetli geçimsizlik olarak da ifade edebileceğimiz evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olabilecek her türlü sebep genel boşanma sebebidir diyebiliriz.

 

Zina Sebebiyle boşanma davası
Türk Medeni Kanunumuzun 161. Maddesinde düzenlenen zina Sebebiyle boşanma davası, en çok dava açılan özel boşanma sebebidir. Zina kavramı ile eşlerden birinin karşı cinsten bir kişi ile cinsel ilişkiye girmesini ifade edilmektedir. Bu nedenle flörtleşme, aşk sözcükleri söyleme sadakat yükümlülüğüne aykırılık oluştursa da bu madde kapsamında zina olarak değerlendirilmez.

Zina sebebiyle açılan boşanma davaları usuli birtakım kurallar içerir. Zina Sebebiyle boşanma davası ancak davayı açan eşin zinayı öğrenmesinden başlayarak 6 ay ve her hâlükârda 5 yıl içinde açılmalıdır. Bu süre geçirilmişse Zina ispatlansa dahi hak düşürücü süre nedeniyle zina sebebiyle boşanma davası reddedilecektir. Fakat süresi geçse bile, boşanma davası hem zina nedeniyle hem de genel boşanma sebebi olan evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle birlikte açılmışsa bu durumda mahkeme zinayı evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebebiyet veren bir hadise olarak değerlendirerek karar verecektir.

En çok dava açılan özel boşanma sebebi olan Zina nedeniyle boşanma davası oldukça geniş bir konu. Bu nedenle peki zina nasıl ispat edilir? Eşcinsel birliktelikler zina sayılır mı? zina yapan eşini affeden eşin sonradan bu davayı açma şansı var mı? Boşanma davası açan eşin sadakat yükümlülüğü de ortadan kalkar mı? gibi birçok soruyu ayrı bir makalede detaylıca anlattık. Bu makalede diğer boşanma sebepleri hakkında bilgi vermeye devam edelim.

Bu konuda detaylı bilgiye Zina Nedeniyle Boşanma Davası isimli makalemizden linki tıklayarak ulaşabilirsiniz.

 

Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Nedenleri ile Boşanma Davası (TMK m. 162)
Hayata Kast, eşin kasten yaşam hakkına saldırı niteliğindeki hareketlerini ifade eder. Burada eşin bu eylem nedeniyle yaralanmış olması şart değildir, diğer eşin bu kasten bu eylemi gerçekleştirmesi veya eylemin teşebbüs halinde kalması yeterlidir. Yemeğine zehir karıştırma, bıçakla, silahla saldırma, uçurumdan, arabadan itme veya itmeye çalışma bu kapsamda değerlendirilebilecek fiillerdir.

Pek kötü muamele ise eşe eziyet veren acı çektiren, sadece bedensel değil ve ruhsal sağlığını da bozan veya tehdit eden davranışlar olarak ifade edilebilir. Örneğin dövme, işkence etme, bodruma kapatma, bilinçli bir şekilde bulaşıcı bir hastalık bulaştırma, bu madde kapsamında pek kötü muamele olarak ifade edilebilir.

Onur Kırıcı Davranış ise, eşini toplum içinde aşağılama, küçük düşürme, sövme, ağır hakaretler etme gibi davranışlardır.

Eşinin Hayatına kast eden, pek kötü veya onur kırıcı davranışta bulunan eşe karşı bu madde kapsamında dava açabilmek için bu sebebi öğrenme tarihinden itibaren 6 ay ve her hâlükârda 5 yıl içinde dava açmak gerekir. Bu süre hak düşürücü süredir ve bu sürenin geçmesiyle bu madde kapsamında dava açma hakkı düşer. Bu muameleye maruz kalmış eşin artık eşine boşanma davası açamayacağı anlamına gelmez. Hayatına kastedilen, pek kötü ve onur kırıcı davranışa maruz kalan eş bu madde kapsamında olmasa da bu olayların evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına da sebep olması nedeniyle genel boşanma sebeplerine göre boşanma davasını yine açabilecektir.

Yine zinada olduğu gibi burada da bu davranışları affeden eşin, bu madde kapsamında dava açma hakkı yoktur.

Ayrıca bu davranışlara maruz kalan eşin Cumhuriyet Başsavcılıklarına müracaat ederek suç duyurusunda bulunma hakkı da vardır. Bu davranışlar sadece birer boşanma sebebi olmayıp aynı zamanda Türk Ceza kanunu kapsamında suç teşkil eden davranışlardır.

 

Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Sebepleri ile Boşanma Davası (TMK m. 163)
Türk Medeni Kanunumuzun 163. Maddesine göre eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman çekişmeli boşanma davası açabilir.

Bu maddede düzenlenen ve boşanma için haklı bire gerekçe yaratacak olan suçun küçük düşürücü bir suç olması gerekir. Örneğin, hırsızlık, rüşvet, dolandırıcılık, cinsel istismar uyuşturucu madde ticareti gibi suçlar toplum nazarında da küçük düşürücü suç olarak nitelendirilir. Bunun yanında düşünce suçları, trafik kazası nedeniyle yaralama, ya da zaruret nedeniyle hırsızlığa mecbur kalma veya zaruret halinde ölüme sebebiyet verme gibi nedenler yüz kızartıcı suç kapsamında değerlendirilmeyecektir. Burada mahkeme her somut olayın özelliklerine göre karar verecektir.

Haysiyetsiz Hayat Sürme ise, sürekli bir şeklide toplumca kabul görmüş namus, şeref, itibar gibi değerlere aykırı bir hayat sürme şeklinde ifade edilebilir. Örnek verirsek, genel ev işletmeciliği, kumarbazlık, ayyaşlık, jigololuk, hayat kadınlığı haysiyetsiz hayat sürme kavramı içinde değerlendirilir. Öyle ki Yargıtay’a göre eşin hemcinsiyle sürekli bir ilişki içinde bulunması da zina değil haysiyetsiz hayat sürme kapsamında değerlendirilmektedir. Bu madde kapsamında, haysiyetsiz hayat sürmeden söz edebilmek için bu eylemin bir hayat tarzı olarak benimsenmiş olması yani süreklilik arz etmesi gerekir.

Bu madde kapsamında dava açılabilmesi için diğer özel boşanma sebeplerinde olduğu gibi hak düşürücü bir süre yoktur. Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma davası her zaman açılabilir. Ayrıca bu madde kapsamında eşini affetmiş olan eş dahi boşanma davası açabilecektir.

 

Terk Sebebiyle Boşanma Davası (TMK m. 164)
Türk Medeni Kanunumuzun 164. Maddesinde düzenlenen Terk sebebiyle boşanma davası en teknik ve usuli açıdan en riskli boşanma sebebidir diyebiliriz.
Bu madde kapsamında dava açabilmek için,

Eşin ortak konutu, Eşlerden birinin evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla ortak konutu terk etmesi ve haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmemesi gerekir.

Terkin en az kesintisiz bir şekilde 6 ay sürmüş olması gerekecektir. Ayrıca yine bu davayı açmak için terk eden eşe usulüne uygun bir ihtarname gönderilmesi de şarttır. Bu ihtarname terk eylemi üzerinden en az 4 ay geçmiş olması durumunda gönderilebilecek, ihtarnamede açıkça ter eden eş eve dönmeye davet edilecek, dönmesi istenen evin açık adresi açıkça gösterilecek, ihtarnameyle birlikte dönmesi istenen eşin yol gideri de gönderilecek, ayrıca eşe dönmesi için 2 aylık süre verilecek dönmezse Terk nedeniyle boşanma davasının açılacağı da bildirilecektir. Bu ihtarı alan eş, ortak konuta dönerse, diğer eş dönen eşi affetmiş sayılacağından artık yeni nedenleri olmadıkça boşanma davası da açamayacaktır.

Askerlik, iş gibi geçici bir süreliğine veya eşin rızasını alarak evden ayrılan eşe karşı Terk sebebiyle boşanma davası açılamaz.
İhtara ve verilen süreye rağmen ortak konuta dönmeyen eşe karşı artık bu eşin başkaca kusurunun olup olmadığına bakılmaksızın Terk nedeniyle boşanma davası açılabilecek ve hâkim eşleri boşayacaktır.

Terk eden eş kendisine ihtarname gelmeden boşanma davası açarsa boşanma davası ayrı yaşama hakkı sağlayacağından diğer eş artık terk nedeniyle boşanma davası açamayacaktır.

Ayrıca terk sebebi ile gönderilen ihtarnamenin samimi olması gerekir. Ortak konutu haklı bir nedenle terk eden eşi davet eden eşin bu sebebi ortadan kaldırması gerekir. Yoksa haklı bir nedenle evi terk eden eş, bu neden ortadan kalmadıkça eve dönmeyebilir ve boşanma davası açabilir. Terk nedeniyle açılacak olan boşanma davası da hak düşürücü süreye tabi değildir. En az 6 aylık süre geçtikten sonra ve yasal süresi içinde ihtarname gönderilmesi şartıyla ortak konuta dönmeyen eşe karşı bu dava her zaman açılabilir.

 

Akıl Hastalığı Sebebiyle Boşanma Davası (TMK m. 165)
Türk Medeni Kanunu’nun 165. Maddesine göre “Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir.”

Bu sebeple boşanma davası açabilmek için akıl hastalığının evlilik birliğinin içinde ortaya çıkmış olması gerekecektir. Evlenmeden önce ortaya çıkmış olan akıl hastalığı nedeniyle boşanma davası değil Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen mutlak nedeniyle evliliğin iptali davası açılabilir. Ayrıca geçici bir akıl hastalığı varsa bu durumda da bu madde hükümlerine göre boşanma davası açılamayacaktır. Akıl hastalığının resmi hastane raporuyla kalıcı olduğuna dair rapor alınması gerekecektir.

Ayrıca yine akıl hastalığı nedeniyle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı gerekçesi ile genel sebeplere göre boşanma davası açılamaz. Çünkü genel sebeplere göre açılacak boşanma davalarında aleyhine dava açılan eşin kusurlu olması aranacaktır. Oysa akıl hastası olan eşe karşı kusur isnat edilemeyeceğinden, akıl hastası eşe karşı sadece TMK 165. Madde gereği akıl hastalığı nedeniyle boşanma davası açılabilecektir.

Ayrıca, akıl hastalığı nedeniyle açılacak boşanma davalarında hak düşürücü süre yoktur, dava her zaman açılabilecektir.

Türk Medeni Kanunu’na göre özel boşanma sebepleri yukarıda izah ettiklerimizden ibarettir. Genel boşanma sebebi olan şiddetli geçimsizlik olarak da ifade ettiğimiz evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle çekişmeli boşanma konusunu ise olukça kapsamlı bir konu olduğundan ayrı bir makalede anlattık. Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Nedeniyle Boşanma Davası isimli makaleye linki tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Özel Alan Demo İçerik
Blog

Soru Sor

Soru Sor Sorularınızı hızlı ve doğru şekilde cevaplamak için uzman kadromuzla birlikte çalışmaktayız.


Abone Ol Paylaşılan bloglardan haberdar olmak için abone olabilirsiniz
Tüm Haberler ve Blog