

1. Giriş
İcra hukukunda alacaklının alacağına kavuşmasını sağlamak amacıyla borçlunun malvarlığı üzerinde cebri icra işlemleri gerçekleştirilmektedir. Kural olarak borçlu borcundan dolayı bütün malvarlığıyla sorumlu olup haciz yoluyla takipte borçlunun mal, hak ve alacakları hacze konu olabilir. Bununla birlikte, cebri icranın amacı yalnızca alacağın tahsilini sağlamak olmayıp, aynı zamanda borçlunun ve ailesinin insan onuruna uygun asgari yaşam koşullarını sürdürebilmesini güvence altına almaktır.
Borçlunun konutunda gerçekleştirilen haciz işlemleri, haczedilmezlik hükümleri ile birlikte değerlendirildiğinde Anayasa’nın 21. maddesinde güvence altına alınan konut dokunulmazlığı bakımından da önem taşımaktadır.
Bu kapsamda 5 Nisan 2023 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan 7445 sayılı “İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile İcra ve İflas Kanunu’na (İİK) 79/a maddesi eklenmiş ve konutta haciz yapılması özel bir usule bağlanmıştır. Buna göre icra müdürü, haciz yapılması talep edilen yerin konut olduğunu tespit ettiği takdirde konutta haciz yapılmasına karar vermekte ve bu kararını derhal icra hukuk mahkemesinin onayına sunmaktadır. Mahkemenin konutun haciz yapılması talep edilen yer olduğuna karar vermesi halinde onay kararı verilmekte ve kararın icra dairesine bildirilmesi üzerine haciz işlemi gerçekleştirilebilmektedir.
İİK m. 79/a ile getirilen bu düzenlemenin temel amacı konut dokunulmazlığına yönelik icra müdahalesinin yalnızca icra organının değerlendirmesine bırakılmamasını ve konutta haciz yapılmadan önce yargısal bir denetim mekanizmasının işletilmesini sağlamaktır.
Ancak İİK m. 79/a’nın uygulanması bakımından kanun koyucu istisna öngörmüştür. Maddenin son fıkrası uyarınca ihtiyati haciz hakkında İİK m. 79/a hükmü uygulanmaz.
Konutta haciz bakımından üzerinde durulması gereken bir diğer husus, haciz işleminin yapılmasına ilişkin mahkeme onayının, konutta bulunan her eşyanın haczedilebileceği anlamına gelip gelmediğidir. İİK m. 79/a kapsamında verilen mahkeme onayı yalnızca konutta haciz yapılmasına ilişkin olup haczedilecek malların haczedilebilirliğinin ayrıca değerlendirilmesine engel değildir. Dolayısıyla konutta haciz yapılmasına izin verilmesi ile belirli bir malın haczedilebilir olması birbirinden farklı hukuki meselelerdir.
2. Borçlunun Evinde Haczedilemeyecek Mallar
Borçlunun malvarlığının kural olarak cebri icranın konusunu oluşturmasına karşılık İİK m. 82’de bazı malların haczedilemeyeceği düzenlenmiştir. Haczedilmezlik hükümlerinin gerekçesine bakıldığında borçlunun ve aynı çatı altında yaşayan aile bireylerinin asgari yaşam koşullarının korunması düşüncesi bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu kapsamda konutta gerçekleştirilen hacizlerde iki temel haczedilmezlik alanından söz etmek mümkündür. Bunlardan ilki, borçlunun haline münasip evinin haczedilememesi, ikincisi ise borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için lüzumlu olan ev eşyalarının haczedilememesidir.
3.1. Borçlunun Haline Münasip Evine İlişkin Haczedilmezlik
İİK m. 82/1-12 uyarınca borçlunun “haline münasip evi” haczedilemez. Meskeniyet olarak adlandırılan bu haczedilmezlik, borçlunun borcu nedeniyle barınma imkânından tamamen yoksun bırakılmasını önlemeyi amaçlamaktadır.
Yargıtay uygulamasına göre bir konutun haline münasip olup olmadığı; haciz tarihindeki borçlunun sosyal ve ekonomik durumu, aile fertlerinin sayısı ve ihtiyaçları ile konutun özellikleri dikkate alınarak belirlenmelidir. Bu değerlendirmede yalnızca taşınmazın değeri değil, borçlu ve ailesinin makul ihtiyaçlarını karşılayabilecek daha mütevazı bir konut için gerekli bedel de dikkate alınır.
Haczedilen taşınmazın değeri haline münasip bir konut için gerekli bedelden fazla ise taşınmazın satılması, ancak gerekli bedelin borçluya bırakılması mümkündür. Bu nedenle meskeniyet haczedilmezliği, her durumda taşınmazın haciz ve satıştan tamamen muaf tutulması anlamına gelmez.
Nitekim makul ölçüleri aşan ve borçlu ile ailesinin zorunlu ihtiyaçlarının ötesine geçen nitelikteki konutların İİK m. 82/12 kapsamında korunması mümkün değildir.
3.2. Lüzumlu Ev Eşyalarının Haczedilmezliği
Konutta gerçekleştirilen hacizlerde ikinci önemli haczedilmezlik alanını İİK m. 82/1-3 kapsamında düzenlenen lüzumlu ev eşyaları oluşturmaktadır.
İİK m. 82/3 uyarınca, para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler hariç olmak üzere, borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için lüzumlu olan eşya haczedilemez. Bununla birlikte aynı amaçla kullanılan eşyanın birden fazla olması durumunda bunlardan biri haczedilemez, diğerinin haczedilmesi mümkündür.
Bu düzenleme nedeniyle konutta bulunan her eşyanın otomatik olarak haczedilemez olduğu sonucuna ulaşılması mümkün değildir. Eşyanın haczedilmezliği bakımından öncelikle onun borçlu ve ailesinin yaşamını sürdürebilmesi için lüzumlu olup olmadığı belirlenmelidir.
Yargıtay, lüzumlu eşyanın belirlenmesinde borçlu ve ailesinin mütevazı bir yaşam standardını sürdürebilmesi için gerekli olan eşyaların korunması gerektiğini kabul etmektedir. Aynı zamanda haczin ekonomik bir amaca hizmet etmesi ve alacaklının alacağına kavuşmasını sağlama amacı taşıması gerektiği vurgulanmaktadır.
Bu nedenle televizyon, bilgisayar, klima, kurutma makinesi veya benzeri eşyaların haczedilebilirliği değerlendirilirken yalnızca eşyanın türüne bakılması yeterli değildir. Eşyanın kullanım amacı, borçlu ve ailesinin ihtiyaçları, aynı nitelikte başka bir eşyanın bulunup bulunmadığı ve eşyanın ekonomik değeri gibi unsurların birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Buna karşılık aynı amaçla kullanılan birden fazla eşyanın bulunması halinde bunlardan yalnızca birinin borçluya bırakılması mümkündür. Dolayısıyla İİK m. 82/3 kapsamında yapılacak değerlendirmede “ev eşyası” kavramı ile “lüzumlu ev eşyası” kavramlarının birbirinden ayrılması gerekir.
Son olarak doktrinde, meskeniyet değerlendirmesinde borçluyla yaşayan evcil hayvanların ihtiyaçları ve aileyle olan bağının dikkate alınması gerektiği belirtilmektedir. Bu kapsamda hayvanın yaşam alanı ihtiyacı ve veteriner pasaportu gibi belgeler değerlendirilebilir. Ancak kötü niyetli olarak bulundurulan hayvanlar dikkate alınmamalı; ticari amaçla bulundurulan ev ve süs hayvanlarının ise haczedilebileceği kabul edilmelidir.
3.3. Altın, Antika, Değerli Taş ve Süs Eşyalarının Haczi
İİK m. 82/3’te lüzumlu ev eşyasına ilişkin haczedilmezlik düzenlenirken bazı eşyalar açıkça istisna kapsamında bırakılmıştır.
Buna göre para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler, borçlu ve ailesinin kullanımında bulunsa dahi lüzumlu eşya haczedilmezliği kapsamında değildir.
Bu düzenlemenin amacı, ekonomik değeri yüksek olan ve borçlunun temel yaşam ihtiyacının karşılanması bakımından zorunlu olmayan değerlerin, sırf konut içerisinde bulunmaları nedeniyle haciz dışında bırakılmasını önlemektir.
Dolayısıyla borçlunun konutunda bulunan altın, değerli taş, antika veya kıymetli süs eşyalarının haczedilmez olduğu ileri sürülemez. Bu malların niteliği itibarıyla İİK m. 82/3’teki lüzumlu eşya korumasının dışında bırakıldığı kabul edilmelidir.
4. Sonuç
Borçlunun konutunda gerçekleştirilen hacizler, alacaklının alacağına kavuşması ile borçlunun temel haklarının korunması arasında denge kurulmasını gerektiren bir alan oluşturmaktadır.
7445 sayılı Kanun ile İİK’ya eklenen 79/a maddesi, konutta haczi icra hukuk mahkemesinin ön onayına bağlayarak önemli bir usul güvencesi getirmiş; ihtiyati haciz ise açıkça bu düzenlemenin dışında bırakılmıştır. Bununla birlikte mahkeme onayı, konuttaki tüm malların haczedilebileceği anlamına gelmemekte, her bir malın haczedilebilirliği ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu kapsamda İİK m. 82/1-12 uyarınca borçlunun haline münasip evi, m. 82/1-3 uyarınca ise borçlu ve ailesi için lüzumlu ev eşyaları haczedilemez. Meskeniyet değerlendirmesinde borçlunun sosyal ve ekonomik durumu ile ailevi ihtiyaçları; ev eşyalarında ise eşyanın lüzumluluğu, aynı amaçla kullanılan başka bir eşyanın bulunup bulunmadığı ve ekonomik değeri dikkate alınmalıdır. Böylece konutta haciz uygulamasında hem alacaklının alacağına kavuşması hem de borçlunun asgari yaşam koşullarının korunması arasında adil bir denge sağlanması amaçlanmaktadır.
Kaynakça
1. Giriş
İcra hukukunda alacaklının alacağına kavuşmasını sağlamak amacıyla borçlunun malvarlığı üzerinde cebri icra işlemleri gerçekleştirilmektedir. Kural olarak borçlu borcundan dolayı bütün malvarlığıyla sorumlu olup haciz yoluyla takipte borçlunun mal, hak ve alacakları hacze konu olabilir. Bununla birlikte, cebri icranın amacı yalnızca alacağın tahsilini sağlamak olmayıp, aynı zamanda borçlunun ve ailesinin insan onuruna uygun asgari yaşam koşullarını sürdürebilmesini güvence altına almaktır.
Borçlunun konutunda gerçekleştirilen haciz işlemleri, haczedilmezlik hükümleri ile birlikte değerlendirildiğinde Anayasa’nın 21. maddesinde güvence altına alınan konut dokunulmazlığı bakımından da önem taşımaktadır.
Bu kapsamda 5 Nisan 2023 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan 7445 sayılı “İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile İcra ve İflas Kanunu’na (İİK) 79/a maddesi eklenmiş ve konutta haciz yapılması özel bir usule bağlanmıştır. Buna göre icra müdürü, haciz yapılması talep edilen yerin konut olduğunu tespit ettiği takdirde konutta haciz yapılmasına karar vermekte ve bu kararını derhal icra hukuk mahkemesinin onayına sunmaktadır. Mahkemenin konutun haciz yapılması talep edilen yer olduğuna karar vermesi halinde onay kararı verilmekte ve kararın icra dairesine bildirilmesi üzerine haciz işlemi gerçekleştirilebilmektedir.
İİK m. 79/a ile getirilen bu düzenlemenin temel amacı konut dokunulmazlığına yönelik icra müdahalesinin yalnızca icra organının değerlendirmesine bırakılmamasını ve konutta haciz yapılmadan önce yargısal bir denetim mekanizmasının işletilmesini sağlamaktır.
Ancak İİK m. 79/a’nın uygulanması bakımından kanun koyucu istisna öngörmüştür. Maddenin son fıkrası uyarınca ihtiyati haciz hakkında İİK m. 79/a hükmü uygulanmaz.
Konutta haciz bakımından üzerinde durulması gereken bir diğer husus, haciz işleminin yapılmasına ilişkin mahkeme onayının, konutta bulunan her eşyanın haczedilebileceği anlamına gelip gelmediğidir. İİK m. 79/a kapsamında verilen mahkeme onayı yalnızca konutta haciz yapılmasına ilişkin olup haczedilecek malların haczedilebilirliğinin ayrıca değerlendirilmesine engel değildir. Dolayısıyla konutta haciz yapılmasına izin verilmesi ile belirli bir malın haczedilebilir olması birbirinden farklı hukuki meselelerdir.
2. Borçlunun Evinde Haczedilemeyecek Mallar
Borçlunun malvarlığının kural olarak cebri icranın konusunu oluşturmasına karşılık İİK m. 82’de bazı malların haczedilemeyeceği düzenlenmiştir. Haczedilmezlik hükümlerinin gerekçesine bakıldığında borçlunun ve aynı çatı altında yaşayan aile bireylerinin asgari yaşam koşullarının korunması düşüncesi bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu kapsamda konutta gerçekleştirilen hacizlerde iki temel haczedilmezlik alanından söz etmek mümkündür. Bunlardan ilki, borçlunun haline münasip evinin haczedilememesi, ikincisi ise borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için lüzumlu olan ev eşyalarının haczedilememesidir.
3.1. Borçlunun Haline Münasip Evine İlişkin Haczedilmezlik
İİK m. 82/1-12 uyarınca borçlunun “haline münasip evi” haczedilemez. Meskeniyet olarak adlandırılan bu haczedilmezlik, borçlunun borcu nedeniyle barınma imkânından tamamen yoksun bırakılmasını önlemeyi amaçlamaktadır.
Yargıtay uygulamasına göre bir konutun haline münasip olup olmadığı; haciz tarihindeki borçlunun sosyal ve ekonomik durumu, aile fertlerinin sayısı ve ihtiyaçları ile konutun özellikleri dikkate alınarak belirlenmelidir. Bu değerlendirmede yalnızca taşınmazın değeri değil, borçlu ve ailesinin makul ihtiyaçlarını karşılayabilecek daha mütevazı bir konut için gerekli bedel de dikkate alınır.
Haczedilen taşınmazın değeri haline münasip bir konut için gerekli bedelden fazla ise taşınmazın satılması, ancak gerekli bedelin borçluya bırakılması mümkündür. Bu nedenle meskeniyet haczedilmezliği, her durumda taşınmazın haciz ve satıştan tamamen muaf tutulması anlamına gelmez.
Nitekim makul ölçüleri aşan ve borçlu ile ailesinin zorunlu ihtiyaçlarının ötesine geçen nitelikteki konutların İİK m. 82/12 kapsamında korunması mümkün değildir.
3.2. Lüzumlu Ev Eşyalarının Haczedilmezliği
Konutta gerçekleştirilen hacizlerde ikinci önemli haczedilmezlik alanını İİK m. 82/1-3 kapsamında düzenlenen lüzumlu ev eşyaları oluşturmaktadır.
İİK m. 82/3 uyarınca, para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler hariç olmak üzere, borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için lüzumlu olan eşya haczedilemez. Bununla birlikte aynı amaçla kullanılan eşyanın birden fazla olması durumunda bunlardan biri haczedilemez, diğerinin haczedilmesi mümkündür.
Bu düzenleme nedeniyle konutta bulunan her eşyanın otomatik olarak haczedilemez olduğu sonucuna ulaşılması mümkün değildir. Eşyanın haczedilmezliği bakımından öncelikle onun borçlu ve ailesinin yaşamını sürdürebilmesi için lüzumlu olup olmadığı belirlenmelidir.
Yargıtay, lüzumlu eşyanın belirlenmesinde borçlu ve ailesinin mütevazı bir yaşam standardını sürdürebilmesi için gerekli olan eşyaların korunması gerektiğini kabul etmektedir. Aynı zamanda haczin ekonomik bir amaca hizmet etmesi ve alacaklının alacağına kavuşmasını sağlama amacı taşıması gerektiği vurgulanmaktadır.
Bu nedenle televizyon, bilgisayar, klima, kurutma makinesi veya benzeri eşyaların haczedilebilirliği değerlendirilirken yalnızca eşyanın türüne bakılması yeterli değildir. Eşyanın kullanım amacı, borçlu ve ailesinin ihtiyaçları, aynı nitelikte başka bir eşyanın bulunup bulunmadığı ve eşyanın ekonomik değeri gibi unsurların birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Buna karşılık aynı amaçla kullanılan birden fazla eşyanın bulunması halinde bunlardan yalnızca birinin borçluya bırakılması mümkündür. Dolayısıyla İİK m. 82/3 kapsamında yapılacak değerlendirmede “ev eşyası” kavramı ile “lüzumlu ev eşyası” kavramlarının birbirinden ayrılması gerekir.
Son olarak doktrinde, meskeniyet değerlendirmesinde borçluyla yaşayan evcil hayvanların ihtiyaçları ve aileyle olan bağının dikkate alınması gerektiği belirtilmektedir. Bu kapsamda hayvanın yaşam alanı ihtiyacı ve veteriner pasaportu gibi belgeler değerlendirilebilir. Ancak kötü niyetli olarak bulundurulan hayvanlar dikkate alınmamalı; ticari amaçla bulundurulan ev ve süs hayvanlarının ise haczedilebileceği kabul edilmelidir.
3.3. Altın, Antika, Değerli Taş ve Süs Eşyalarının Haczi
İİK m. 82/3’te lüzumlu ev eşyasına ilişkin haczedilmezlik düzenlenirken bazı eşyalar açıkça istisna kapsamında bırakılmıştır.
Buna göre para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler, borçlu ve ailesinin kullanımında bulunsa dahi lüzumlu eşya haczedilmezliği kapsamında değildir.
Bu düzenlemenin amacı, ekonomik değeri yüksek olan ve borçlunun temel yaşam ihtiyacının karşılanması bakımından zorunlu olmayan değerlerin, sırf konut içerisinde bulunmaları nedeniyle haciz dışında bırakılmasını önlemektir.
Dolayısıyla borçlunun konutunda bulunan altın, değerli taş, antika veya kıymetli süs eşyalarının haczedilmez olduğu ileri sürülemez. Bu malların niteliği itibarıyla İİK m. 82/3’teki lüzumlu eşya korumasının dışında bırakıldığı kabul edilmelidir.
4. Sonuç
Borçlunun konutunda gerçekleştirilen hacizler, alacaklının alacağına kavuşması ile borçlunun temel haklarının korunması arasında denge kurulmasını gerektiren bir alan oluşturmaktadır.
7445 sayılı Kanun ile İİK’ya eklenen 79/a maddesi, konutta haczi icra hukuk mahkemesinin ön onayına bağlayarak önemli bir usul güvencesi getirmiş; ihtiyati haciz ise açıkça bu düzenlemenin dışında bırakılmıştır. Bununla birlikte mahkeme onayı, konuttaki tüm malların haczedilebileceği anlamına gelmemekte, her bir malın haczedilebilirliği ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu kapsamda İİK m. 82/1-12 uyarınca borçlunun haline münasip evi, m. 82/1-3 uyarınca ise borçlu ve ailesi için lüzumlu ev eşyaları haczedilemez. Meskeniyet değerlendirmesinde borçlunun sosyal ve ekonomik durumu ile ailevi ihtiyaçları; ev eşyalarında ise eşyanın lüzumluluğu, aynı amaçla kullanılan başka bir eşyanın bulunup bulunmadığı ve ekonomik değeri dikkate alınmalıdır. Böylece konutta haciz uygulamasında hem alacaklının alacağına kavuşması hem de borçlunun asgari yaşam koşullarının korunması arasında adil bir denge sağlanması amaçlanmaktadır.
Kaynakça